aile hayatı

reklam bedava

Kampanya


 İslam Hukukunda Zina Ve Recm



 Türkiyede İslamcılığın Kökleri



 Türkiyede İslamcılık Ve Özleştiri



 Mustafa İslamoğlu Kitaplığı Seçkisi (10 Kitap)



 Bilinç Serisi Seti (20 Kitap)



 Tefsiru'l Kur'an Te'vilu'l-furkan Dıvx Seti



 Kurani Hayat Dergisi Aboneliği

islam da aile

İslami Bir Aile Nasıl Olmalıdır ve Ailenin Sorumlulukları

                                          AİLE KUTSİYETİ VE SORUMLULUKLARI

1) Rum 21 / 405 - Kaynaşmanız için size kendi (cinsinizden) eşler yaratıp, aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de onun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.

Allah;
a) İnsanların psikolojik, biyolojik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçların giderilerek, Allah’ın rahmetiyle huzur bulması ve kaynaşması için aile kurumunu emretmesi,
b) Yine aileyi devam ettirmek için de eşler arasına sevgi ve merhamet oluşturması,
c) İnce düşünen insanların iman etmesini, hatta imanlarını arttırması için önemli bir faktördür.
d) Bu nedenle eşler karşılıklı olarak evde;
a) Sevgi, saygı ve huzur ortamı oluşturmalarının bir görevleri olduğunu,
b) Huzursuzluk çıkarmalarının ise görevleri olmadığını bilmelidirler.

2) Bakara 187 / 28 - ... (Günahlara karşı) onlar sizin için birer elbise (koruyucu), siz de onlar için birer elbisesiniz (koruyucusunuz)...

Her ortamda her türlü harama, günaha, cehenneme ve yaşlılıkta yalnızlığa karşı eşler birbirlerini korumakla görevlidirler.

Eşlerin şeytana uyarak birbirini aldatması bu elbisenin parçalanmasıdır. Çünkü aile hayatında huzur, fuhuşta ise bunalım ve sefalet vardır.

3) Tahrim 6 / 559 - Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…

Eşler istikrarlı bir şekilde barış içinde yaşayarak;
a) Dünyada birbirlerini cehalet, yokluk ve günahtan, ahiret içinde ateşten korumalı,
b) Bu ruhla çocuklarına da hem İslam’ ı öğretmeli hem de istikbal sahibi yapmaya çalışmalıdırlar.
c) Bu nedenle yemekte beraber olunduğu gibi Kur’an okumada, namazda ve duada birlik ve beraberliği sürdürmelidirler.

4) Bakara 223 / 36 - Kadınlarınız sizin için bir tarladır (neslin devamı ve eğitimi için elverişlidir)...

Kadının fıtratı;
a) Önce takva bir eş ilişkisine,
b) Sonra neslin devamına,
c) Ayrıca hayır veya şer adına ne verirsen fazlası ile karşılık verecek bir fıtrata sahiptir.
d) Bu nedenlerle eğitim-öğretim ve beceri gerektiren tüm işler için çok elverişli bir kültür tarlasıdır.
e) Kadınlar ne kadar imanlı, hayâlı, kültürlü ve asil olarak yetiştirilirse toplumun geleceği o kadar aydınlık ve ümit verici olur.
f) Yoksa aile kurumu zayıflatılır, sapık ilişkiler yayılırsa, AİDS ve diğer zührevi hastalıklarla kıvranırken, doğacak nesil doğmadan batan güneş gibi toplumu karanlığa itecektir.

5) Bakara 221 / 34 - Allah’ a ortak koşan kadınlar iman etmedikçe siz onlarla evlenmeyin, müşrik bir kadın hoşunuza gitse dâhi, mü’min bir cariye ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkekler de iman etmedikçe onları (kızlarınızla) evlendirmeyin. Bir müşrik erkek hoşunuza gitse de mü’min bir köle ondan daha hayırlıdır. Onlar cehenneme çağırır, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır, Allah insanlara ayetlerini açıklıyor ki düşünüp öğüt alsınlar.

Mü’minler;
a) İmrenseler de Allah’ a şirk koşan insanları eş olarak seçmemelidirler,
b) Çünkü nesli dünyada küfre, ahirette de cehenneme çağırabilirler.
c) Bunların yerine fakir de olsa imanlı, görgülü ve gönül zengini insanları seçmelidirler.

Not: Gayrimüslime kız vermek manen tarlayı, takımı ve olacak mahsulü yani nesli yabancı çiftçiye teslim etmeye benzer.

6) Nur 32 / 353 - İçinizden eşi olmayanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin, bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfünden onları zengin kılar, Allah lütfü bol olan ve her şeyi bilendir.

Evlenmeye gücü yetmeyen, günahlardan sakınan bekâr veya dul fakirleri evlendirmek;
a) Müslümanların üzerine bir borçtur.
b) Allah takva oldukça onlara geçinecek, hatta ekonomik bakımdan güçlenecek fırsatlar yaratır.
c) O fırsatları iyi değerlendirmek de yine o fakir insanların bir görevidir.

7) Nisa 34 / 83 - Erkekler, kadınlar üzerine idareci ve hâkimdirler, çünkü Allah birini (cihat, imamet, miras gibi işlerde) diğerlerinden üstün yaratmıştır, bir de erkekler mallarından (kadınlara sorumluluk gereği) harcamaktadırlar, iyi kadınlar (Allah’ a) itaatkârdırlar, Allah’ ın onları korumalarına karşılık kocaları (yanlarında) bulunmadığında da (namuslarını ve onların mallarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmalarından korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, uslanmazlarsa yataklarda onlardan ayrı durun, (bu da yetmezse hafifçe) dövün, eğer size itaat ederlerse artık onları incitmeye bir bahane aramayın, çünkü Allah çok yücedir çok büyüktür.

Allah müslüman erkekleri müslüman kadınlar üzerine;
a) Cihad, imamlık ve miras konusunda idareci kılmıştır. Bu nedenle cahil olamaz.
b) Ayrıca eşinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını gidermekle de sorumlu tutmuştur.

İyi kadınlar;
a) Allah’ a itaatkârdırlar,
b) Allah’ ın hiçbir emrine itiraz etmezler,
c) Kocasının namusunu ve malını korurlar.

Dikkat edilirse iyi kadınların haklı veya haksız kocasına itaat eden değil de Allah’ a itaat edenler olduğu belirtilmektedir.

Bazen kadın cehaletinden veya psikolojik bir rahatsızlığından dolayı ev içinde olur-olmaz şeylere isyan ettiğinde veya ailenin şeref ve namusunu tehlikeye sokacak problem çıkarıyorsa;
a) Önce ona öğüt vermeli, çünkü bazı insan sözden, bazısı bakıştan ders alır.
b) Dinlemezse ayrı yatakta yatıp uyumalı,
c) Bu da yetmezse artık söz kar etmiyorsa yaralamayacak şekilde hafifçe dövmelidir,
d) Çünkü akıllı ve bilgili insan özellikle açıklamadan fakat aşırı arsız, cahil ve şehvet hastalığına tutulanlar ise kadın veya erkek olsun sözden çok tehdit ve dayaktan ders alırlar. Bu noktayı çok iyi bilmelidir. Yoksa önü alınamaz bir şekilde toplum düzeni bozulur.
e) Bunlara rağmen kadınları incitmek için de bir bahane aramamalıdır.

Not: İslam’ da;
a) Erkek veya kadına aşırı inkârcıdan ve cahilden yüz çevrilmesi emredilmekte,
b) Ayrıca dalkavuk, münafık, müşrik, korkak, cimri, meczup (cahil ve yarı deli) ve kibirli, gururlu bir erkeğe neslin bozulmaması için bırakın idareciliği kız verilmesi dahi hoş görülmemektedir. Ayrıca hafif dövülmesi gereken ya erkekse buna nasıl yaklaşılacak? Bu da gösteriyor ki dayaktan önce daha çok etki yapacak olan adalet, eğitim, öğretim ve psikolojik bir yaklaşımla iknaya çalışmanın gereğini zorunlu kılmaktadır.
c) Ailenin sağlam temellere dayanması için inanç, ekonomik ve kültürel benzerliğe yani denkliğe önem verildiği,
d) Bu nedenlerle ailede idareciliğin ve sorumluluğun şirke çağıran cahil bir erkeğe değil de imanlı ve kişilikli erkeğe verildiği unutulmamalıdır.
e) Allah’ ın emirlerini, ceza veya mükâfatını mü’minler saygıyla kabullenir, vahiy olduğu için eleştirmezler, vahyi ileri geri eleştirenlerin ise İslam’ la ilgileri kesilmiş olur. Unutulmamalı ki Allah’ ın emrettiği hükümler uygulanmadıkça da toplum düzeni kontrolden çıkmakta ve belirsizliğe doğru gitmektedir.

8) Nisa 35 / 83 - Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden de bir hakem gönderin, bunlar uzlaştırma isterlerse Allah onların arasını bulur, Allah her şeyi hakkı ile bilir ve her şeyden haberdardır.

Kadın ve erkek birbirlerinin kıymetini bilecek olgunluğa ulaşamamalarından veya ailenin dağılacağından korkulursa ailenin devamı için;
a) Erkeğin ailesinden bir hakem,
b) Kadın ailesinden de bir hakemle eşler uzlaştırılmaya çalışılmalıdır.
c) Sonuçta olumlu veya olumsuz kararlar ortak verilmelidir.
d) Boşanmak bir kurtuluş ve son değildir ama genellikle hüzünlü ve mahrumiyetli bir hayatın başlangıcıdır.

9) Bakara 233 / 36 - Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (baba) için, anneler çocuklarını iki yıl tam emzirirler, onların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi baba tarafına aittir...

Çocuğun maddi ve manevi doyuma ulaşması için;
a) Anneler çocuklarını iki yıl emzirmelidir,
b) Anne ve çocukların örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi de baba tarafına aittir.
c) Günümüzde birçok annenin kızına “ Oku da evlenince erkeğine bağımlı ve muhtaç olma. “ sözü hem bu ayete ters düşmekte hem de annelerin empoze ettiği bu çarpık anlayış kızları gençliğinde yorulmaya, evlendiğinde de komplekse ve mutsuzluğa itmektedir.
d) Hâlbuki erkeğin evini geçindirmesi bir lütuf değil ilahi bir sorumluluktur.

10) İsra 23 / 283 - Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti, onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme, onları azarlama, ikisine de güzel söz söyle.

Allah;
a) Kendisine kulluğu,
b) Ana-babaya da;
a) İyiliği,
b) Güzel söz söylemeyi,
c) Gelin kaynana kavgasını değil onlara öf bile dememeyi emretmektedir.

11) Teğabün 14 / 556 - Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır, onlardan sakının ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, kusurlarını örterseniz, bilin ki Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir. 15) Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır, büyük mükâfat ise Allah’ ın yanındadır.

Aile bireyleri;
a) Cihada, infaka, ilmi çalışmalara ve hicrete yardımda bulundukları müddetçe hizmet,
b) Karşı geldikçe de bilerek veya bilmeyerek bir fitne görevi yaparlar.

12) Hud 45 / 225 - Nuh Rabbine dua edip şöyle dedi: Ya Rabbi elbette oğlum benim ailemdendir, senin vaadin haktır, onu yerine getirirsin. (Hâlbuki tufanda ailemi kurtaracağına dair bir vaadin vardı, oğlum ise tufanda boğuldu, şimdi oğlumun durumu nedir?), sen hâkimler hâkimisin. 46) Allah şöyle buyurdu: Ey Nuh! O, senin ailenden değildir, çünkü o salih olmayan bir amel sahibidir (kâfirdir), o halde bilmediğin bir şeyi benden isteme, seni cahillerden olmaktan men ederim.

Aile bireyleri;
a) Kan bağı bakımından bir aile kurumu olsalar da
b) İçlerinden biri inatla küfrediyor ve Allah’ a karşı savaşıyorsa onun ailesiyle bağı manen kopmuştur.

13) Şura 45 / 487 - Ateşe arz olunurken onların zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin. İnananlar da: İşte asıl ziyana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır diyecekler. Kesinlikle biliniz ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler…

İslam’ ı yaşamadığı gibi ailesine de öğretmeyenler ateşe arz olunurken;
a) Onların mahcubiyetinden ve üzüntülerinden ötürü başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıkları görülecek,
b) İnananlar da; işte asıl ziyana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır diyeceklerdir.

Not: Müslüman aileleri ve dini eğitim-öğretim yapan kurumları bekleyen tehlike;

Çocuk ailesini, hocasını kusursuz ve büyük görmek ister ama ebeveynler ve hocalar namazda, infakta, oruçta, haramlar konusunda titizlik göstermez hatta kaytarma yaptıkça çocuğun gözünden bir düşme başlar. Sonra çocuk “ Demek ki böyle de olabiliyormuş. “ demeye ve söz dinlememeye başlar.

İleri geri konuşmalar, gösteriş için yapılan işler çocuğun iç dünyasını yıkar ve çocuğu duyarsızlaştırır. Bu olay tuzsuz derinin kurtlanmasına benzer. Böyle aileler kendi kendini yıkmaya başlamış olur.

Örneğin aile;
a) Namazın önemini anlatır ama camiye gitmez,
b) Gıybeti kötüler ama kendi yapar,
c) Sigara içmeyin der kendi içer,
d) Küfretmeyin der öfkelenince kendisi eder vs.

Bu ve bunlara benzer olumsuzluklar hasta bir nesli oluşturur. Bu nedenle müslümanlar doğru olmalı ki doğru bir nesil beklesinler.

14) R. Salihin C 1 - S 390 - No 319 ( Müslim ) Ebu Hureyre (r.a)’ dan Peygamber (sav) şöyle buyurdu: Kim anne-babasından birine yahut ikisine beraber yaşlılıklarında ulaşır da (haklarını ödeyemediği için) cennete giremezse burnu yere sürünsün (zillete ve fakirliğe düşsün), sonra burnu yere sürünsün, sonra burnu yere sürünsün.

H. Ş. göre her mü’min şirk hariç;
a) Anne-babanın sevgisini ve duasını almaya çalışmalı,
b) Öfkelerinden ve beddualarından ise özenle kaçınmalıdır.

İSLAMİ BİR AİLE NASIL OLMALIDIR? SORUSUNA
BU AYETLER VE HADİS IŞIĞINDA CEVAPLAR


1) Aklını kullanan insanlar ailede kaynaşmaya ve aralarındaki sevgi ve merhametin ve huzurun artmasına katkıda bulunmalı, kaynaşmayı, sevgiyi ve merhameti yok edecek hareketlerden de kaçınmalıdır,
2) Eşler birbirlerine sıcakkanlılıkla günahlara, haramlara, fuhşa, gıybete daha doğrusu cehenneme karşı koruyucu bir kalkan gibi olmalıdır, yoksa eşler birbirlerine karşı küstükçe, somurttukça bu ayeti çiğneyerek koruyucu bir elbise olma özelliklerini kaybedeceklerini unutmamalıdırlar,
3) Kadınların hem sağlıklı bir neslin devamını sağlayacağı hem de iyi bir aile eğiticisi olabileceği için bayanları mutlaka iyi eğitmeli ve anneliğe iyi hazırlamalıdır,
4) Hangi cins olursa olsun imrenilse bile kâfir veya müşrik bir eş tercih edilmemeli bunun yerine gariban da olsa takva olan bir eş tercih edilmelidir. Çünkü inanmayanlar imanın dışında cazip yönleri ile cehenneme, Allah ise cennetine ve affına çağırmaktadır,
5) Çok fakir olup evlenemeyen fakat takva olanları mü’minler el birliği ile evlendirmelidir,
6) Allah aile düzeninin devamı için erkeğe daha çok sorumluluk yüklemiştir,
7) Kadınların iyisi ise Allah’ a itaatkâr olanlardır,
8) Aile içinde ve her ortamda incitmeye bahaneler aranmamalıdır,
9) Özellikle müslüman kadın, evde namusun ve malın koruyucusudur,
10) Eşler arasındaki evliliği tehlikeye sokacak anlaşmazlıklar olursa iki taraftan olgun ve adaletli hakemler tarafından bu sorun hayırlı bir sonuca bağlanmalıdır,
11) Ailenin geçiminden baba sorumludur,
12) Aile yalnız Allah’ a kulluk etmeli ve anne babaya iyi davranmalı, onlar karşısında bezginleşip öf bile dememeli, herhangi bir sebeple onları azarlamamalı, kararlılıkla onlara güzel söz söylemelidir,
13) Aile reisi öyle bir diyalog kurmalı ki eş ve çocuklar babanın İslam’ i hizmetine, infakına, ilmi çalışmalarına, gerektiğinde hicretine karşı gelerek fitnenin ve düşmanın yapacağını yapmamalıdır,
14) Çocuklar dünyada kan bağı olarak aile bireyi olsa da Allah’ ın davasına karşı geldiği takdirde dünyada iken dostlukları ahirette de her türlü bağları kesilir,
15) Kendi yolunu bulamayıp çocuklarına da İslam’ ı öğretmeyen ebeveynler hem kendilerini, hem eşini hem de çocuklarını ebedi bir uçuruma ittiğini unutmamalıdırlar,
16) Her kim anne babasının yaşlanmasına rağmen maddeten ve manen onları desteklemedikçe, dualarını almadıkça çok da kazansa zilletten, sıkıntıdan, yokluktan veya vicdanen bunalmaktan kurtulamayacağını bilmelidir.

Evlilik beyaz kücük bir sayfa ile başlar

                          evligin ilk sayfası

Bir kadın ve bir erkek bu kağıdı birlikte doldurmaya karar verirler. Yazmaya başladıklarında, her ikisi de ilk kez beraber çalışmaya başladıklarını fark ederler. Her biri yazabileceği en güzel cümleyi yazar kağıda, çizebileceği en güzel resmi çizer.

Bazen erkek fazlaca yazar, çizer, bazen kadın. Bazıları önce eleyip sık dokur. Düşünür taşınır ondan sonra yazar. Yazı yazmaya, resim çizmeye devam ettikçe yorulduklarını hissederler. Yazmaya, çizmeye devam etme şevklerini kaybettikleri olur bir ara. Sonra taze bir heyecanla yeniden başlarlar. Bu, evliliğin ve ilişkinin sürmesi için verdikleri karardır. Yazma ve çizme isteği sürdükçe, kağıtta sürekli yer açılır, karalamaya devam ederler.

Bu karalama eşlerden birinin mürekkebi bitse, yani bu dünyadaki hayatı sona erse bile devam eder. Geride kalan, kağıdın hâlâ boş kalan kısımlarını karalamayı sürdürür. Bu kağıdı karalamanın birkaç kuralı vardır: Her iki taraf da yazmalıdır, çizmelidir. Biri yazmayı bırakırsa, otomatik olarak diğerinin de mürekkebi biter, şevki kalmaz, çabucak yorulur. Hem sonra, herkes kendi el yazısıyla yazmalıdır. Biri diğerinin el yazısının kendininkine benzemesini beklememeli ya da diğerinin el yazısını taklit etmeye kalkmamalıdır. Kağıdı birlikte doldurabilmek için herkesin kendisi olması gerekir.


Eşlerin birisinin yazısı çirkin olabilir ya da çizdiği resim kaliteli olmayabilir. Diğeri bunu dert edinmemelidir.
Zaman zaman eşini beğenmezse yazdığınız yazıyı silebilir, yeniden yazmaya başlayabilirsiniz. Yani, yazdıkça ve kağıt önünüzde durdukça bir sorun yoktur.

Ancak eşinizin yazığını ya da kendi yazdığınızı silerken kağıdı yırtarsanız, aşkı ve ilişkiyi yitirebilirsiniz.
Siz ne kadar güzel yazmış olursanız olun, ne kadar tatlı çizmiş olursanız olun, kağıttaki bir yırtık asla onarılmaz, öylece kalır.
Çünkü bu ilişkiye iki basit sermaye ile başladınız. Biri mürekkebiniz, yani hayatınız. Diğeri kağıdınız, yani hayatınızı birlikte biçimlendireceğiniz aşkınız.

Mürekkebinizle ne karalarsanız karalayın, kağıda zarar vermemelisiniz. Mürekkebiniz asla kurumamalı, aşkınız asla yırtılmamalı. Kağıt üzerindeki tüm hatalar, tüm eksiklikler, tüm çirkinlikler, tüm karalamalar sorun değildir aslında. sorun bütün hatalarımızı, kusurlarımızı, eksiklerimizi her nasılsa kabul etmeye hazır beyaz kağıdımızı yitirmektir.
Bu noktadan sonra bazıları kağıdı tamamen ayırıp ortaklıklarını bitirebilirler. Bazıları da yırtığa aldırış etmeksizin kağıda yazmaya devam edebilirler. Çok geçmeden, yeni yazdıkları boşlukların eskisi gibi sağlam ve temiz olduğunu fark ederler..
Mürekkebinizi bitirmeden, kağıdınızı tamamen yırtmadan yazmaya devam?

"İki parmağının ucunu iki gözüne koy...
bir şey görebilir misin dünyadan?
Görememek ayıbı, gösterememek kusuru uğursuz nefsin parmağına ait işte...
Parmağını gözünden kaldır ilkin, sonra gör dilediğini böyle...
İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir.
Göz ise ancak Sevgiliyi görene denir."

Senai Demirci, Aşka Dair Öyküler ktb

BOŞANMA YIKIMMIDIR BOŞANMA VE COCUKLAR

BOŞANMA VE ÇOCUKLAR

Boşanma tatsız bir durumdur. Hem ayrılanlar için, hem çocuklar için, hem de ailelerin diğer üyeleri için...

Ama, ayrılanlar açısından, çıkışı olmayan bir durumdan ziyade, tıkanmış bir ilişkiler yumağından çıkış olarak de görülebilir. Her iki tarafın de görüş birliğinde olmadığı boşanmaların çoğunlukta olduğunu biliyoruz, ama itiraz edenler için bile, o anda fark edilmese bile, boşanma aslında bir çıkış yolu olabilir.

Her durumda, çocukların hayatında ortaya çıkmış bu dönüm noktasının ve dönüm noktasının ardından gelen yeni hayatın onları geliştirici olması nasıl sağlanabilir?

Her aile kendine özgüdür. Bu broşürü ayrıntısıyla okumadan önce şunu hatırlatalım: Herkesin durumu farklıdır, kendine özgüdür. Hiçbir boşanma hiçbir zaman birbirine benzemez; çünkü iki aile asla benzer değildir. Bilin ki, çoğu anne-babalarının boşanmasına alışabilir ve alışacaktır. Çocuklar çoğunlukla şaşılacak derecede güçlüdürler. Bazen anne ile baba arasında boşanmadan sonra daha yakın ilişkiler kurulabilir. Zamanla çocukların çoğu boşanmanın getirdiği değişimi kabullenmeyi öğrenecektir. Anne-babanın birbirleriyle iyi iletişim içinde olmaları ve çocuklarına karşı değişmeyen bir sıcaklık ve sevgi hissetmeleri bunu çok daha kolaylaştıracaktır.

Hayat devam eder. Boşanmadan sonra, hayat herkes için devam edecek. Üstelik, boşanan eşler artık karı-koca olmasalar bile, “akraba” olarak kalacaklar. Aradaki kan bağı, okula başlangıçlarda, mezuniyetlerde, sünnetlerde, düğünlerde, acılarda, hayatın diğer beklenen ve beklenmeyen dönüm noktalarında karşılaşmayı zorunlu kılacak. Boşanmanın iyisi-kötüsü olmaz; ama, düzgün bir şekilde, çocuklarımızı örselemeden, nasıl boşanılır; onu birlikte düşünelim.

BOŞANMA ÖNCESİ HAZIRLIK

Çocuk açısından boşanma, ailenin bir anlamda yok olması ve ebediyen kaybedilmesi olarak görülebilir. Bazı bağlar sürmekle birlikte, içine doğduğu aile artık yoktur. Bu durum kayıp ve üzüntü duyguları uyandırır. Boşanmanın çocuklar üzerinde yarattığı gerilimin ne derece olacağı ve ne kadar süreceği bir çok etkene, ama en çok anne-babadan edebilecekleri çeşitli yollar vardır.

Ayrılık ya da boşanma hakkında çocuklarınızla konuşarak başlayın.

Çocuklarınızın neleri anlayıp anlayamayacağı konusunda düşünün. Açık ve dürüst olun. Özellikle onları doğrudan etkileyecek değişiklikler ve olacaklar hakkında bilgi sahibi olmaları, rahatlatıcıdır.

Değişikliklerin adım adım, yavaş yavaş gerçekleşmesini sağlayın. Aynı anda birçok değişiklik yapmayın. Bu çocuğunuzun boşanma esnasında ve sonrasında, olayların hızı ile başının dönmesini önler; kendisini daha güvende hissetmesini sağlar.

-Çocukların sık sorduğu sorular:

-Neden boşanıyorsunuz?

-Sen ve babam/annem tekrar bir araya gelecek misiniz?

-Benim yüzümden mi boşanıyorsunuz?

-Okulumu değiştirmek zorunda kalacak mıyım?

-Annemi/babamı ne sıklıkta göreceğim?

-Arkadaşlarımı görebilecek miyim?

-Büyükannemi ve büyükbabamı görebilecek miyim?

-Fakir mi olacağız?

-Yaz kampına gidebilecek miyim?

-Tatillerimi kiminle geçireceğim?

Aynı zamanda çocuklarınızla, onların aile içindeki rollerinin değişip değişmeyeceği hakkında konuşun. Eğer siz tekrar çalışmaya başlayacaksanız veya iş saatleriniz değişecekse, evde onların yardımına ne kadar ihtiyaç duyacağınızı belirtin (sofrayı kurma, kendi odalarını temizleme gibi…) Ancak çocuklarınızdan eski eşinizin yerini almalarını beklemeyin, bu anlama alınabilecek ifadelerden kaçının: “Artık bu ailenin erkeği sensin” veya tek dayanağım sensin”. Eğer hayatınızdaki değişiklikler baş edemeyeceğiniz bir hale gelirse bir danışmana başvurun. Danışman, duygularınızı çözümlemenize ve olaylarla başa çıkmanıza yardım edebilir.

Çocuğunuza boşanma konusunda dürüst davranın.

Boşanma esnasında çocuğunuzu ilgilendiren her konuda sizin ve eski eşinizin aynı fikirde olması kolay olmayabilir. Çocuklarla ayrılık hakkında konuşmadan önce birçok kararı vermiş olmanız onlar için en iyisi olacaktır. Neler olup bittiği konusunda onlara açıkça ve basitçe bilgi verin. Bu değişikliklere alışmanın zaman alacağını, ancak yeni aile düzeni içinde de hayatın mutlu gerçeğini vurgulayın.

Çocuklarınızın hislerini anlamak için elinizden gelenin en iyisini yapın.

Durum sizin için zor ise, çocuklarınız için daha zor olacaktır. Onları duygularını ifade etmeleri için cesaretlendirin. Olaydan etkilenen herkesin hissettikleri hakkında konuşması işe yarar, yaşanan gerilimi azaltabilir.

BOŞANMA AŞAMASI

Boşanma aşamasında çocuklarınız anne ve babanın her birinden özel ilgi görmek ve kendilerine zaman ayrılmasını isteyebilirler. Bu herkes için, ama özellikle çocuklar için zor bir süreçtir. Aşağıdaki önerileri aklınızda bulundurun:

Kızgınlığınız ya da hukuki mücadele çocuğunuzun ihtiyaçlarını göz ardı etmenize sebep olmasın. Çocuklar boşanmış anne-baba arasında geçen tartışmalara dolaylı dolaysız tanık olmamalıdırlar. Anne babadan her ikisi de geri adım atabilmeli ve uzlaşmaya razı olabilmelidir. Uzlaşmakta zorlanıyorsanız, özellikle boşanmanın erken evresinde bir arabulucudan yararlanın; bu avukatınız ya da bir saygın aile büyüğü ya da dostu olabilir.

İletişim. Eski eşinizle iletişim halinde olmanız ve işbirliği yapmanız çocuklarınızın iyiliği için gereklidir. Unutmayın, her ikiniz de çocuklarınızı yetiştirmekle yükümlüsünüz. Anne-babalar bazen çocuğun bakımıyla ilgili meseleleri, çocuğu eski eşlerine götürdüklerinde veya teslim alırken tartışırlar. Eğer bu tür yüz yüze konuşmalar tartışmayla sonuçlanıyorsa, bu konuları telefonla görüşün, veya elektronik posta kullanın. Süregelen anlaşmazlıkları çözmek için bir danışmadan yardım isteyin.

Görüşme ve velayet düzenlemeleri herkesçe kabul edilebilir olmalı. Medeni kanundaki hükümler, anne-babalara çeşitli görüşme-velayet düzenlemeleri yapma konusunda belli esneklikler sağlamaktadır. Velayetin fiziki boyutu çocuğun yaşadığı yere bağlıdır. Yasal velayet anne-babaların çocuklarının eğitimleri, tıbbi tedavileri vb. temel konularda söz hakkına sahip olmalarıdır. Yasal anlaşmazlıkları önlemek amacını güder; eğer çiftler kendileri uygun bir “yasa” da anlaşabilirse, ideal olan budur. Ancak, güven ilişkisinin zedelenmişliği, karşılıklı mutabakatların ömrünü kısaltır, denetimini de imkansızlaştırır.

Tarafların “iyiniyeti” ni sağlayacak ve denetleyecek tek öge çocukların yararı olacaktır. Görüşme düzeni ve kararların nasıl alınacağı konusunda ayrıntılı düzenlemeler yapılabilir. Çocuklar anne ve babalarında dönüşümlü olarak ve eşit sürelerle kalabilir, veya hafta içi-sonu, okul zamanı-tatil şeklinde ayarlamalar yapılabilir. Çocukların maddi, duygusal ve eğitimsel sorunlarıyla her iki ebeveynin de aktif olarak ilgilenmesini sağlar. Acil kararlar konusunda anne ve babanın birbirini yetkilendirmesi, hızlı karar verilmesi gereken durumlarda, bir iletişim aksaklığında, gereksiz gecikmeleri önler. Çocuğun çıkarının korunabilmesini sağlar.  

Çocuklarınızın eski eşinizle ilişkisine saygı gösterin. O sizin “ex” eşiniz olabilir, ama çocuğunuzun “ex” annesi ya da babası değil. Diğer ebeveyn arasındaki ilişkiye saygı gösterin. Onunla kendilerini suçlu, ya da size karşı sadakatsiz hissetmeden zaman geçirebilmelerine izin verin, sadece izin vermeyin, bunu gerçekleşmesini sağlayın. Eski eşiniz çocuklarınıza bakmayı kesinlikle reddetmediği sürece, fikir ayrılıklarınızın çocuklarınızı ondan uzak tutmasına izin vermeyin. Hem annesiyle, hem de babasıyla kuvvetli sevgi bağları oluşturmuş bir çocuk geleceğe en iyi hazırlanandır.

“Ben terkedilecek bir çocuğum”. Çocuklarınızı, kimle yaşıyor olursa olsunlar, sevginizin değişmezliğine ikna edin. Öbür tarafı tercih ettiği, onu daha çok sevdiği gibi sitemler, onun sizi kaybetme korkusunu kamçılayabilir. Çocuklar çoğunlukla anne-babadan biri onları terk ederse, diğerinin de terk edeceğini düşünürler: “ben terk edilecek bir çocuğum”.

Çocuklarınızın gündelik programlarının sade ve önceden belli olmasını sağlayın.

Çocuklar ayrılık ve boşanma sürecinde çok fazla değişim yaşarlar. Değişimin sarsıcılığını azaltmak için günlük alışkanlıklarını pek değiştirmeden korumaya çalışın. Boşanma sonrasında, anne-baba kendini suçlama eğilimine girebilir. İşlerin kontrolünü çocuklara vererek kendini bağışlatacağını bilinçli-bilinçsiz düşünen birçok anne-baba var. “Sen nasıl istersen öyle…” yaklaşımı, tahminlerin aksine, çocukta gerginliği ve tedirginliği arttırıcı bir etki yapar. Gereksiz bir sorumluluk duygusu yaratır.

Güvenilir ve tutarlı olun. Çocuklarınızla her dakika birlikte olmasanız da, annesi/babasısınız. Sizin onlardan beklentilerinizi bilmeleri ve ona göre davranmaları gerekir. Ayrı yaşayan anne-babalar, çocuklar için belirli ve tutarlı kurallar koymaya çalışırsa, çocuklar çelişkiye düşmezler.

ÇOCUKLAR NASIL TEPKİ VERİRLER?

Ayrılık /boşanma yaşayan ailelerde, çocukların hissettiklerinin iyisi-kötüsü, doğrusu-yanlışı nedir, bunu tam belirlemek mümkün değil. Çocuklar yaşlarına, cinsiyetlerine, duygusal güçlerine ve aile desteğine bağlı olarak farklı tepkiler gösterebilirler.

Tepki göstermek normaldir, süresine ve şiddetine bakmalı.

Çoğu çocuk anne-babalarının boşanmasını veya ayrılığını kabul etmekte zorlanır. İlk söyleyeceğiniz de bunu saptamak ve onlara açıkça aktarmaktan ibarettir: “Kafan karışabilir, sinirli, gergin, hırçın olabilirsin. Öyle değilmiş gibi yapma, seni geren, kasan durumlar hakkında biraz konuş…”

Tepkiler yaşa göre değişir. Yaş, tepkilerin niteliğini belirleyen en önemli gelişimsel etkendir. Yaşa göre sıraladığımız aşağıdaki tepkiler, durup üzerinde düşünmenizi sağlayabilir ve birisine danışmanızı gerektirebilecek durumlar hakkında bir fikir verebilir. Sıraladığımız davranış ve duygular, aşırılık ve süreklilik gösterdiğinde, tepki zarar verici olmaya başlamış demektir.

5 yaşından küçükler;

-kederli görünebilir,

-başka insanlardan korkabilir,

-anne/babadan ayrılmak istemeyebilir,

-uyku problemleri yaşayabilir,

-yemek problemleri yaşayabilir,

-huysuzluk nöbetlerine girebilir,

-tuvalet eğitimiyle ilgili zorluklar gösterebilir,

-boşanmadan kendilerini sorumlu hissedebilirler (buna özellikle 3-5 yaş arasındaki çocuklarda rastlanır).

Okul çocuğundaki çocuklar;

-karamsarlaşır, içe kapanıklaşabilir,

-öfkelenebilir,

-dikkati dağılır, toplanamaz,

-notları düşebilir,

-huysuzluk krizleri geçirebilir,

-sürekli sızlanır,

-saldırganlaşabilir,

-anne-babayı tekrar bir araya getirme çabasına girer,

-anne ya da babadan birisinden yana olmaları bekleniyormuş gibi taraf olur.

Ergenlik çağındaki çocuklar;

-İçe kapanabilir,

-mutsuz hissedebilirler,

-öfkesini kolayca gösterebilir.

-saldırganlaşabilir,

-vakitsiz veya riskli cinsel ilişki, uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışlara girebilir

-boşanmanın yaşantısında ekonomik bozulma yaratmasından kaygılanabilir.

  

BOŞANANLAR  NASIL TEPKİ VERİRLER ?
 

  Anne ve babanın boşanmanın da, evlenme gibi, zaman gerektiren bir süreç olduğunu ve ayrılığın tamamlanmasının mahkeme işlemlerinden daha uzun sürebileceğini başta kabullenmeleri gerekir. Anne babaların boşanmanın etkileriyle mücadele etme tarzları çocukların buna uyum sağlama süreçlerini de etkileyecektir. Boşanmaya karşı pek çok yetişkinin gösterdiği en yaygın tepki depresyondur. Depresyondayken, mantığınız, gücünüz her zamanki kadar iyi olmayabilir. Bu tip bir sorunun tedavisinden kaçınmayın. Sizin sağlıklı olmanız bu zor zamanda çocuklarınıza yardımcı olabilmeniz için şarttır.

Anne ya da babanın öfkesi, bir tarafından diğerine karşı çocukların bir biçimde kullanılmasıyla sonuçlanabilir. Birbirleriyle sürekli mücadele halinde olan anne-babalar çocuklarının boşanma ve ayrılığa uyum sağlamalarını daha da zorlaştırırlar.

Gerçekleştirilmesi çok zor bir öneri: Anne-baba birbirine, kendisine duyduğu öfkenin bilincinde olduğu ölçüde, öfkenin kontrolü kolaylaşacaktır. Çocuk herkesin kendisini bir tarafa çektiği durumlarda, iyice şaşkınlaşıp, duygusal olarak zor durumda kalabilir.

Gelecek için söz vermeli mi? “Evlenecek misin, evlendiğin kişi bizi ne yapacak? “Bu sorulara kendinizi bağlayıcı, ileride yalancı çıkartıcı cevap vermekten kaçınmanızı öneririm. Onun çıkarlarını her şeyin üstünde tutacağınıza söz vermekten çekinmeyin; bu sözü tutarsınız. Büyük olasılıkla, bir sonraki evlilik kararınızı verirken, çocuğunuza ilişkin durum önemli bir rol oynayacaktır. Bu, en az yeni bir eş arayışı kadar doğaldır.

aile icinde saygı

AİLE İÇİNDE SAYGI

Sevgi ve saygı iletişimi kurmaya çalışırken, çocuğunuzun size karşı hissettiği duygular yönünde karşılık vereceğini unutmamalısınız.

Eğer çocuğunuza beslediğiniz duygular arasında saygı ve sevgi varsa, çocuklarınızdan itaatkar ve sevgi dolu tepkiler alırsınız. Fakat arada saygı yoksa alacağınız tepkilerin  asice ve saygısız olacağında hiçbir şekilde şüphe duymayın. Bu yüzden ebeveynlerin kendilerini saygı ve sevgi yaratacak bir şekilde ortaya koymaları şarttır. Saygı olmaksızın gerçek birlik sağlanması mümkün değildir. Çocuklarınızın size saygı göstermesi sizin onlara ve eşinize gösterdiğiniz saygıyla ilişkilidir.

Eşler arası saygısızlık çocuklar için ne ifade eder?

Saygıyı ve aile birliğini bozup ortadan kaldıran şeylerden birisi eşlerin birbirine karşı takındıkları kötüleyici ve küçük düşürücü tavırlardır. Eşinizi tembel, ahlaksız, sorumsuz, aptal gibi sözcüklerle nitelendirmeniz, çocuğun kendisini tamamen güvensiz hissetmesine yol açar. Çünkü ailenin dağılabileceğinden ve bir şekilde bunda kendisinin de suçunun olduğundan korkar. Bu tip aşağılamalar çocuğun anne babasına karşı şüphe  duymasına, içkili, aptal vb. bir ebeveynle ne dereceye kadar güvende olduğunu düşünmesine yol açar.

Çocuklarına verdikleri sözleri tutmayan, evde ya da toplulukta birbirine bağıran, birbirine karşı saygısızca ve küçümseyici tavırlarla davranan ebeveynler, çocuklarının kendilerine duymakta olduğu saygıyı ortadan kaldırırlar, yıkarlar. Bu durumlarda disiplin ve itaat ortadan kalkar. Tüm bunların yanısıra çocuğun kafası tamamen karışacaktır. O sizi ebeveynleri olarak seviyordur; fakat arada saygı olmadan onun sizi gerçekten beğenip sevmesi mümkün değildir. Dolayısıyla çocuk, hissi bir ikileme düşer.

Ebeveynler birbirlerinin kararlarına saygılı olmalıdır.

Eğer bir çocuk ebeveynlerinden birinin reddettiği isteğini öteki ebeveynine götürür ve olumlu bir karşılık alırsa, sonuçlar yıkıcı olur. İkinci ebeveyn diğer ebeveynin bu isteği reddettiğini ister bilsin ister bilmesin, sonuçlar her durumda kötüdür. Çocuk, ebeveynlerden herhangi birisine yaklaşarak herhangi bir şeyi yapmak için izin istese, ona sorulacak ilk soru, “Annene ya da babana bu konuyu açtın mı, sordun mu?” olmalıdır. Eğer bu soruya alınan yanıt olumsuzsa ve bu isteğin uygunluğu konusunda aklınızda bir soru ya da şüphe varsa çocuğunuza: “Bunu aramızda bir konuşalım, sonra sana haber veririz” diyebilirsiniz. Eğer çocuk diğer ebeveynle konuşmuşsa ve çocuğun kişisel güvenliği tehlikedeyse, her iki ebeveynin de karardan haberi olmalıdır.

Takım çalışması...

Eski bir deyimi hatırlayın; ‘Kurtardığınız aile sizin olacaktır’. Olumlu çocukların yetiştirilmesi tamamen bir takım çalışması gerektirir. Bu ne kadının görevi ne de erkeğin görevidir. Fakat her iki eşin çalışmakta olduğu ailelerde, erkekler yemek hazırlamanın, mutfağı temizlemenin, çocukların ödevleriyle ilgilenmenin çocuklarını yatağa yatırmanın tamamen kadının ve annenin yapması gereken bir iş olduğu izlenimine odaklanmışlardır. Çoğu evde temel sorumluluk kadınlardadır: tüm üzüntüler, sorunlar, planlar, yönetim ve yapılacak bütün şeyler onların sorumluluklarıdır. Kaç erkek bu olayın önemini eşlerini kaybetmeden anlıyor? İçinizden kaçınız kadınları gerçekten görüp duyabiliyorsunuz? Akşam yataklarınıza ne kadar sıklıkta eşinizin sevgisini hissetmenin yanı sıra onun sırtında ne büyük bir yük taşıyor olduğunun farkına vararak giriyorsunuz?

İletişim kurun

Olumlu çocuk yetiştirme konusunda uygulanabilecek gerçekten kolay metodların ve basamakların bulunmadığı; fakat bu konuda uyulması zorunlu olan birçok şey olduğu tartışılmazdır. Bunların arasında en önemli olanı anne ve babanın arasındaki iletişimdir. Eğer çocuk anne ve babanın birbirlerine çok az saygı ve anlayış gösterdiği, birbirleriyle sık sık sözlü ya da fiziksel tartışmalara girdiği bir ortamda büyürse, evliliğin bir savaş yeri olduğuna, ailenin sevinç verici ve eğlendirici bir kurum olmaktan ziyade idare edilmesi gereken ve hatta mümkün olduğunca erken terkedilmesi gereken bir şey olduğuna tüm kalbiyle inanacaktır.

Olumlu çocuk yetiştirme konusunda uygulanabilecek gerçekten kolay metodların ve basamakların bulunmadığı; fakat bu konuda uyulması zorunlu olan birçok şey olduğu tartışılmazdır.

Kendinizi test edin

Hiç şüphe götürmeyen bir şey vardır ki oda çocukları olumlu yönde etkileyen mükemmel şey, sevgi ve saygı dolu, güçlü bir ebeveyn takımıdır. Bunun için işe önce anne babalardan başlamak gerekir. İşte size kendi kendinize uygulayacağınız mini bir test. Dikkat edin sonuçlar sizi şaşırtabilir:

·        Çocuğunuzda ebeveynlerinizi takdir etmenize neden olan bir olayı anlatın. Onlar bu kadar önemli olabilecek ne yaptılar?

·       Çocuklarınızın saygısını kazanmanızı sağlanmış olan birkaç şeyi anlatınız.

·        Eğer aileyi başarıya doğru yönlendiren en iyi yaklaşımın birlikte tek vücut hareket eden bir ebeveyn takımı olduğunuzda hemfikirseniz, kendinizi ve eşinizi bu konuda nasıl değerlendiriyorsunuz?  Daha iyi neler yapabilirdiniz?

·        En son ne zaman takım halinde bir şeyler yaptınız? Nasıl gitti?

           Bu soruları kendinize sorun cünkü cevapları sizde

veda hutbesi

Veda Hutbesi

بسم الله الرحمن الرحيم

Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.

"Insanlar!

"Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorguya cekileceksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin ana paraniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytan su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun  disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet birakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.

Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir.

"Azasi kesik siyahî bir köle basiniza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.

"Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz.

"Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:

Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.

Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.

Zina etmeyeceksiniz.

Hirsizlik yapmayacaksiniz...

"Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

Saheb-i Kiram birden söyle dediler:

"Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!"

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:

Sahid ol, yâ Rab!

Sahid ol, yâ Rab!

Sahid ol, yâ Rab!

Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)

hazırlayan yare danışmanlık 0 538 285 42 45 istanbul

BAŞARININ ANAHTARI AİLENİN ROLÜ

EĞİTİM BAŞARISINI ARTIRMADA AİLENİN ROLÜ

Anne babanın, gencin eğitim başarısı konusunda yapabilecekleri ,“katkı” ve “yardımla” sınırlıdır. Temel kural yardıma ihtiyacı olanın yardım istemesidir.

Bu nedenle ona yapmak istediğiniz yardımlarda onunla işbirliği içinde olmanız ve

onun, söyledikleriniz ve yapmak istedikleriniz konusunda ikna olması ve inanması esastır.

Geçmişte başarı çok çalışmak iken, şimdi ise başarı etkili çalışmak olarak tanımlanmaktadır.

Etkili çalışmak, zamanı, belirlenmiş öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Etkili çalışmak için dinlenmeye, eğlenmeye, dostlarla vakit geçirmeye de gereksinim vardır. Eğitim başarısı ders başında ne kadar zaman geçirildiğine değil, çalışılan konudan öğrencide geriye ne kaldığına bağlıdır.

Çalışma ile ilgili önemli ilkeler vardır. Bunlar:

1)      Öğrenci problem çözerken çözüme ulaşıncaya kadar ara vermemesi,

      (en fazla 40 dakika) 

2)      Çalışmadan sonra 10 dakika tekrar ,   10 dakika mola vermesi.

3)  Gece yatmadan öğrendiklerini 10 dakika tekrar etmesi

4)      Notların tekrar yazılması veya çalıştıktan sonra notların tekrarı ve hızla gözden geçirilmesi.

5)       Çalışma zamanının, çizelgeli çalışma programına göre planlanması.

6)       Çocuğunuza uygun çalışma ortamı hazırlamak için 18-20 derece oda ısısında  derli toplu bir oda ya da köşe, sessiz ve ışığı yeterli düzeyde çalışma masası ve malzemelerin düzenli bir şekilde masanın üzerinde durmasıdır.

     Çocuğunuzun Yanlış Çalışma Alışkanlıkları:

1)      TV izleyerek ya da müzik dinleyerek çalışmak,

2)      Yatarak, uzanarak çalışmak,

3)      Çalışırken atıştırmak,

4)      Posterle dolu bir oda,

5)      Çalışmayı sürekli erteleme alışkanlığı,

6)      Önemsiz işlere verimsiz saatleri harcamak,

7)      Programsız çalışmak olarak sayılabilir.

     Çocuğunuzun sınava hazırlanmasında, sınav  kaygısını azaltmak ebeveynlere düşmektedir. Bu konuda ebeveynlerin yaptıkları yanlışlara bakacak olursak;

            Bunlar:  Yüksek başarı beklentisi, çocuğun eleştirilmesi, ad takılması, dayak vs. gibi cezalarla eğitilmesi, çocuğu başkalarıyla kıyaslama, çocuğun sınırlarını zorlama, başarısızlığı ceza ile bağdaştırmak, hayatın “amacını” sorgulayıp sürekli çalışmasını hatırlatmak.

Çocuklarınızın başarıya ulaşmaları için düzenli aile hayatı, problemleri kabullenmek, sosyallik konusunda model olmak, ergeni iyi tanımak, yaratıcılığını desteklemek gerekir.

Olgun insanlar yetiştirebilmek için ebeveynlerin de olgun olması, olumlu benlik duygusuna sahip olması, yani yapıp yapmayacaklarının, sınırlarının farkında olması gereklidir.

Olgun biri diğerleriyle hem yakın hem de genel ilişkilerde sıcak bağlar kurma yeteneğine sahiptir. Dış gerçeklerle bağlantı içinde düşünür, hareket eder yani durağan değildir, değişikliklere uyum gösterir ve kendini yeniler. Değiştiremeyeceği durumu kabullenir ve soruna o noktadan yeni bir çözüm arar.

Unutmayın, “Hoşgörü, karşımızdakini istediğimiz gibi olmaya zorlamak değil, kendi istediği gibi mutlu olmasına imkan verme büyüklüğüdür.”

          DERS ÇALIŞMA KONUSUNDA YAŞANILAN SORUNLAR

Tüm imkanları olmasına rağmen bir öğrencinin ders çalışma konusunda isteksiz ve motivasyonsuz olması özellikle veliler ve öğretmenler kanalıyla önümüze gelen en büyük problemlerden birisidir. Öğrencilerin derslerine yönelik motivasyonlarını olumsuz etkileyen etmenlere bakacak olursak;

1)      Öğrencinin yapamayacağına ve başarısız bir öğrenci olduğuna inanmış ya da inandırılmış olması.

2)      Ailenin bu konudaki tüm sorumluluğu almış olmasından dolayı öğrencinin herhangi bir sorumluluk almak istememesi ya da almaması, yani, bir anlamda bu problemden kendisini yalıtmış olması.

3)      Öğrencinin büyük bir başarı korkusu duyması.

Tüm bu problemlerin giderilmesi hususunda öğrenci, veli ve öğretmenler ile görüşmelerin yapılması ve buna göre çözümler aranması faydalı olacaktır

hazırlayan yare danışmanlık 0 538 285 42 45 istanbul

aile hayatı ve egitim ve saglıgımız

 saglık ve biz

Dünyanın en iyi besini; anne sütü

Dünyaya gözlerini açan her bebeğin en iyi besini, kendi annesinin sütüdür. Çünkü doğum yapan her anne, bebeği için en uygun nitelikte ve miktarda süt üretir. Ve bu süt, bebeğin bütün ihtiyaçlarını karşılayan, en kolay sindirebildiği tek besindir.

Kanser tedavisinde "iyi beslenme"nin önemi

 

  Kanser; cerrahi yöntemler, radyoterapi, kemoterapi, hormon terapisi veya immünoterapi gibi yöntemlerle tedavi edilir.Kanserli hücreleri öldürmeye yönelik bu yöntemler, aynı zamanda normal hücrelerin de ölmesine neden olur. Bu durum, kanser tedavisi gören hastalarda pek çok yan etkiye yol açar.

Gürültü Nedir ?

Gürültü; hoşa gitmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses olarak tanımlanabilir. Ses ise; kulak tarafından algılanabilen hava, su ya da benzeri bir ortamdaki basınç değişimi olarak belirtilebilir. Sesin doğuşu ve yayılması, ortamdaki parçacıkların ( katılar, sıvılar, gazlar) titreşimi ve bu titreşimlerin komşu parçacıklara iletilmesi ile oluşur.

ezgi_eczane Lipitler (yağlar)
Yağ ve kolesterol gibi yağ benzeri tüm maddelere lipit adı verilir. Suda çözünmeyen lipitler arasında, eter, benzin, kloroform gibi yağ çözücülerle eriyenlere ham lipit denir. Ham lipitlerin içinde değişik kimyasal yapıya sahip; yağlar, fosfolipitler, glikolipitler, steroidler ve mumlar gibi maddeler yer alır.

Proteinler
Hücrelerin yapı taşlarını oluşturan proteinler, sindirim enzimleri tarafından parçalanarak, daha basit yapıdaki amino asitlere ayrılırlar. Amino asitlerin bileşiminde; C (karbon), H (Hidrojen), O (Oksijen), N (Azot) ve bunlara ek olarak da S (kükürt) bulunur. Toplam 20 çeşit amino asit vardır. Bunların içinde vücut tarafından yapılamayan 8 tanesine elzem amino asitler denir. Elzem amino asitler; triptofan, treonin, izolöysin, löysin, lizin, fenilalanin ve valindir

Sıcak çok sıcak

Kuresel ısınma ,susuzluk ardından gelen mevsim normalleri üzeri hava sıcaklığı bütün vucut ve ruh sağlığımızı etkiliyor.Sağlıklı kişilerin bile dengesini bozan sıcaklarda hamile ,yaşlı, cocuklar ve hastalıkları olan kişiler tabiiki daha cok zarar görüyor.

Krallara layık bir hastalık; Gut

Bazılarına göre kralların, bazılarına göre ise zenginlerin hastalığı olan gut hastalığı, aslında bir eklem hastalığı. Eklemlerde ürik asit kristallerinin yerleşip, depolanması sonucu oluşan gut hastalığı, daha çok 40-65 yaşındaki orta yaşlı ve fazla kilolu erkeklerde görülür. Özellikle hayvansal proteinlerce zengin beslenip, alkolü fazlaca tüketen gut hastaları, aynı zamanda diyabet, hipertansiyon ve yüksek kolesterol hastası olma olasılığı yüksek bir gruptur.

Çocukların 'iştahsızlık' silahı

Çocuğunuz iştahsız veya yemeklerde seçici mi davranıyor? Sizin yanınızda yemek saatlerini savaş alanına çevirdiği halde, arkadaşlarının yanında iştahla yiyor mu? Hiç üzülmeyin, bu sadece sizin sorununuz değil. Günümüzde birçok aile aynı dertten şikayetçi. Özellikle 2 yaş civarında ortaya çıkan iştahsızlık, çoğunlukla psikolojik nedenlerden kaynaklanıyor. En hassas noktanızı fark eden küçük canavarlar, elindeki en büyük silahı, yani yemeyi reddetmeyi kullanıyor.Aslında çocukların iştahsızlık sorunlarının bir kısmında anneler, bir kısmında ise çocuklar haklı. Bazen çocuklar gerçekten de yemek yemeyi reddediyor veya seçici davranıyor, bazılarında ise annelerinin istediği kadar yemedikleri için iştahsız olarak nitelendiriliyorlar.Tabii ki bazen de kansızlık, bağırsak parazitleri veya çeşitli hastalıklar iştahsızlık nedeni olabilir. Çocuğunuzun iştahsızlığının gerçek nedenini bulmak için bazı tahliller yaptırmanız yeterli

Aşı [bebe] için 
Aşılar, çocuğunuzu ölüm veya sakatlıkla sonuçlanabilecek pek çok hastalıktan korumaya yarayan, genelde zayıflatılmış hastalık mikrobu veya hastalığa neden olan mikrobun parçacıklarını içeren, ağızdan damla şeklinde veya iğne ile uygulanabilen koruyucu maddelerdir.
Aşı ile korunabilir hastalıklardan her yıl ülke genelinde 12.000 bir yaş altı bebeğimiz ölmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından, sağlık ocakları ve ana çocuk sağlığı dispanserlerinde Difteri, Boğmaca, Tetanoz( DBT - Karma Aşı ), Çocuk felci, Verem, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak ve Hepatit B hastalığına karşı aşı uygulaması doğumdan sonraki 2. ayda başlamak üzere ücretsiz olarak yapılmaktadır.Bu hastalıklara karşı bebeklerimizi aşılatmaz isek; ağır hastalık tabloları veya ölümler görülebilmektedir. Bu nedenle çocuğunuzun aşılarını zamanında ve eksiksiz yaptırın. Bebeğinizin aşılarını aşı takvimden hesaplayabilirsiniz  
AŞI TAKVİMİ

Her şeyin başı egitim toplumların hayatlarını devam eddirebilmesi icin en küçük devlet olan ailenin iyi bir islami egitimden gecmesi gerekir